Çıktığın

Survivor 2020 ile adını duyuran Ardahan Uzkanbaş, Bu Tarz Benim yarışmasıyla tanınan Tuğçe Ergişi'yle aşk yaşamaya başladı. Çift, ilk pozlarını da Instagram hesaplarından ... 'Instagram : hilmibulutt Twitter : hilmibulutt Sütten çıkınca bütün kaşıklar aktır, önemli olan çıktığın sütü temiz birakmaktir' Kötü amallerle bizler boyanır Mahşer gününe çıktığın zaman. Bırakırlar seni kalırsın yalnız Kalınca ne olur bilmem halimiz Sana yardım etmez bugün malımız Melekler suale geldiği zaman İsrafil Sur çalar, canlar uyanır Mahşer gününe can mı dayanır? Kötü amallerle bizler boyanır Mahşer gününe çıktığın zaman. İTHAKA İthaka’ya doğru yola çıktığın zaman, Dile ki uzun sürsün yolculuğun, Serüven dolu, bilgi dolu olsun. Ne Lestrigonlardan kork, Ne Kikloplardan, ne de öfkeli Poseidon’dan. Bunların hiçbiri çıkmaz karşına, Düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu... Senin çıktığın o amciga sokayım admin. Kamil akkoça - 12 ay önce demiş ki: 4 Eylül 2019 'de yazıldı. Açıl susam açıl. cihan - 11 ay önce demiş ki: 29 Eylül 2019 'de yazıldı. Acil. enes - 8 ay önce demiş ki: 29 Aralık 2019 'de yazıldı. süperrr. Eren - 8 ay önce demiş ki: İrem Derici, paylaştığı fotoğrafın altına 'hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin.' dedi. Akıllara 'eski eşine gönderme mi yapıyor' sorusunu ... - Keşke dışarı çıktığın zaman kapıyı kapatsan. Translate and shut up! - Çevir ve kapa çeneni! kapa coop in kapa {f} switching off kapa power off. Please do not power off or unplug your machine. - Lütfen makinenizi kapatmayın ya da fişini çekmeyin. kapa power#off kapa turn#off kapa coop up ayaklarına kapanmak go down on one's ... “Kendinden şüphe duyduğunda, dur ve şu ana kadar verdiğin savaşları, güçlenerek çıktığın zorlukları ve aştığın korkuları hatırla. Sen güçlüsün. “Geçmişte kim olduğunun önemi yok. Ey gül! Topraktan Allah diyerek çıktığın için mi bu kadar güzelsin. Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver, toprak olup seni başının üstünde taşıyan bulunur. Gül olup etrafa rayihalar saçmaya söz ver, seni anlatmaya bağrı yanık bir bülbül bulunur. Bir bakışla çalıyor gönlünü her bir görenin. Süper Mario Hayalet Adada en gelişmiş kral oyunların da mario bu sefer hayalet adada macera peşinde koşuyor. Tüm büyük yıldızları topladıktan sonra çıktığın kapıya geri dönmeniz gerekiyor. Yön bilgisayarımız da bulunan tuşları ile yönlendirin. Z ya da Boşluk tuşu ile zıplatın. Altınları toplayıp yaratıkları öldürün ve bölümleri bitirin.

Eve çıktığın agana son pudingi senin yemediğini şöylersin(demin among us girdim ama katil miyim masum mu bilmiyorum loop a girdim amk)

2020.09.25 23:18 saykoanan Eve çıktığın agana son pudingi senin yemediğini şöylersin(demin among us girdim ama katil miyim masum mu bilmiyorum loop a girdim amk)

Eve çıktığın agana son pudingi senin yemediğini şöylersin(demin among us girdim ama katil miyim masum mu bilmiyorum loop a girdim amk) submitted by saykoanan to burdurland [link] [comments]


2020.09.20 18:17 WARCRY_ Bir düşünün.

Türkiyede asgari ücretle yaşayan minimalist türkler... Şehir hayatının tüm incelikleini avantaja çevirebilen ve ceviz içini dolduramayacak bir gelirle avcunu doldurabiliyorlar. Gerçek bir survivalist. Şimdi bu hardcore hayat şartlarında elini kolunu sallaya sallaya yaşayan ve kaynak yönetim ustası hayatta kalma tanrılarını, easy modda hayatını sürdüren refah seviyesi yüksek bir topluluğa koysan ne olur( bu adam aynı yaşam tarzını burdada sürdürüyor ). Düşünsene normalde 120 lira verdip çıktığın bir yerden 25 euro vererek çıkıyorsun. Hayatını yaşamak için gerekenin 5-10 katına sahipsin. Bir yılda falan ebesininki kadar para biriktirirsin lan.
submitted by WARCRY_ to KGBTR [link] [comments]


2020.07.01 18:07 mertiy hiç durma reyiz

hiç durma reyiz, her şeyi yasakla, her şeye el at. at ki daha dün karşı çıktığın statükonun tam da kendisi ol. sana karşı çıkan recep tayyip erdoğan’lar yarat. hiç durma reyiz, elinden ne geliyorsa yap, twitter’ı yasak eyle, facebook’u viran et, youtube’n anasını belle. neden yapmayasın ki? ne engelleyebilir ki seni? hiçbir şey. katiyen durma. statükonun tam da kendisi oluver. oluver ki bu millet demokrasinin ne demek olduğunu iyice anlasın.
anlasın ki, atatürk’ün seneler önce tepeden armağan ettiği şeyin ne kadar kıymetli olduğunu idrak etsin. etsin ki gelecek nesillerden bir kimse çıkıp kolay kolay “keşke yunan galip gelseydi,” diyemesin.
öğret herkese reyiz, milleti inim inim inlet. gerekirse anasını da alıp gitsin herkes.
ama kendi çevren dışındaki herkese yap bunları. üç beş kodomanı zengin et, geri kalan kim varsa seni destekleyen anasından emdiği sütü burnundan getir. hakkındır reyiz, getir valla, anadolu’daki çifçinin oğlunu nasıl okutamadığına, kızını nasıl everemediğine, işçilerin üç beş kuruşuna “devletin” nasıl el koyduğuna, batık kredileri ödeyemediğinden intihar edenlere şahit olalım. ben enseyi kararttım reyiz, yirmi beş yaşında ben enseyi kararttım, sevdiklerimi/seveceklerimi kaybedeceğimi gönlüme kabul ettirdim. dün kurtuluş savaşında öldülerdi, bugün de demokrasi mücadelesinde yitip gidecekler, ben kabul ettim. durma reyiz, ha gayret, vücuduna kuvvet, herkesin, yediden yetmişe hepimizin anasından emdiği sütü burnundan getir.
doğayı eksik bırakma, ağrı’dan erciyes’e, kaz dağlarından toroslara kadar delik deşik etmediğin yer bırakırsan darılırım. yaylalara gökdelen dikip araplara, katarlılara satmazsan öteki dünyada elim yakanda olur. salda’ymış, fethiye’ymiş, marmaris’miş tozunu dumana kat reyiz, kum al, her gün yazlığının havuzuna oralardan su çek, köklenmedik tek bir dikili ağaç bırakma. hepsinin köküne kibrit suyu dök. ben hazırladım kendimi, hepsinin yerle bir olacağını biliyorum, bugün değilse yarın, anası bellenecek onların. olsun ben zihnen hazırım, gıgım çıkmayacak söz veriyorum. elinden geleni ardına koyarken şüpheye düşme reyiz. gözünü karart ve yap, yap ki gelecek nesillerden bir allah kulu miting meydanlarında elinde kur’an sallayanların, ağzından ayet düşmeyenlerin, başını secdeden kaldırmayanların ne olduğuna dair şüpheye düşmesin, geleceğimize büyük bir örnek olarak kal.
ülke yıkılır gider mi, bilmem. yıkılsa da yenisini kurarız. türk obası devletsiz, türk çadırı direksiz kalmaz. yeniden inşaa ederiz. ölür müyüz, bilmem, ölsek de türk töresinin soyu budanmaz, körelmez. ama benim geleceğimden bir kişi daha senin bana/bize yaşattığını yaşasın istemem. biz yaşadık, ben umudumu kestim, başıma gelenlerin hepsi kabulüm, yeter ki sen durma reyizim, anamızdan emdiğimizi burnumuzdan getir, toplumun hafızanda ve kafasında büyük travmalar bırak. bırak ki gelecek nesillerden bir kimse çıkıp kolay kolay atatürk için “olmasaydın da olurduk,” diyemesin.
şimdiden yaptıkların için teşekkür ederim. yapacaklarının teminatının yaptıkların olduğunu biliyorum. onlar için de teşekkür ederim
submitted by mertiy to kopyamakarna2 [link] [comments]


2020.04.23 00:24 melinreddithesabi duştaki çıktığın an siliniyo aklından

duştaki çıktığın an siliniyo aklından submitted by melinreddithesabi to burdurland [link] [comments]


2020.02.23 08:38 bariscsknr Bohem Bir İlişkinin Yıkıcı Ayrılık Parodisi - 2. Perde (TRAGEDYA)

OLAY BİR EVDE GEÇMEKTEDİR. K KADIN, B ERKEKTİR.
K - Burçlar kaymış amk, yengeç ne ya? Allahın histerik burcu. Bugün hiçbir iş doğru gitmez mi? Hay böyle işin ta içine..
B - Benim E'nin burcu da yengeçti. Belli oldu şu aralar senin de neden böyle göt olduğun. O da az göt değildi. Benzediniz birbirinize.
K - Oğlum esas sen götsün ki göt gibi ortada kalıyorsun her seferinde. Kaşınma, insanın damarına basıyorsun. Ben de acımasız olacam, salağa bak E ile kıyaslıyor beni.
B - Ne yaptığının farkında olmak da güzel bir şey tabi.
K - Ben bir şey yapmadım valla, yara kaşıyan sensin. Bırakmıyorsun kabuk bağlasın. O kadar kaşırsan, sonunda kanar böyle. Bence sen yaptığının farkına var biraz. Hala kendin yapıyorsun, sonra karşı tarafa adilik yapıyor gibi hissettirmeye çalışıyorsun. Hasta mısın lan sen, doğru söyle?
B - Yaptınız yaptınız, hepiniz yaptınız. Önce kolay olan benim yanımdı, kaldınız. Zor olsaydı başta giderdiniz. Sonra benden daha kolay olan bir yer buldunuz, oraya gittiniz. Ne de olsa artık B'ye ihtiyacınız yoktu. Yeni destekçileriniz, yeni sosyal çevreniz olacaktı. Hepiniz yolunu bulunca, göt gibi bıraktınız.
Kabul edin, böyle bir götsünüz siz işte ve hayatınızı da kendiniz gibi götlerle geçireceksiniz. Çünkü size değer verip musamma gösterenler, kalpleri kırılmış ve yorulmuş bir şekilde, sizi hayatlarından sonsuza dek siktir edip, atacak.
K - Sen mi bana değer verdin, yuh!! Sen değer veriyorsun da canım, hiç karşındakine bunu gösterme, gönlünü hoş tutma gereği duymuyorsun. Herkes senin isteğin zaman, sana istediğin gibi davranacak. Senin tavır bu yani, kusura bakma.
Ha kendini de kandırabilirsin tabi. Bu kadınlar sana ihtiyaç duydu, sonra başka birilerini buldu gitti diye.
Sosyal çevrenin desteklemesine gelince, artık sana diyecek lafımın kalmadığı son nokta. Kör müsün lan sen? Beni destekleyen bir sosyal çevrem var gibi mi görünüyor o taraftan.
Ayrıca yine diyorum, başkalarının mutsuzluklarını kendine mutluluk edinirsen, kendine başarı sayarsan esas sen mutsuz olursun. Bunu kendine yapma. Es kaza başarılı, mutlu falan olurum sonra kahredersin kendini.
B - Bana kimse ihtiyaç duymadı. Ben ihtiyaç duyulacak biri değilim. Ama benim yanımda kalmak senin kolayındı, sonra oraya gitmek daha kolay oldu. Yani buradayken de kendini düşünüyordun, giderken de kendini düşündün. Hatta benimle eve çıkarken bile, içten içe kendini düşündün. Onun için insana değer vermekten bahsetme.
Son olarak başkalarının mutluluğu veya mutsuzluğu üzerine kendimi bir duyguya sokacak değilim. Mutlu olmaktan bahsediyorsun, insanlarının mutluluk anlayışları görecelidir. Ama benim mutluluk anlayışımla zaten mutlu olsaydın bu durumda olmazdın ki senin mutluluk anlayışın beni ne kıskandırır ne de kahreder, sadece acırım.
Ben en kötü, en sefil halimde bile mutlu oldum, kimseye de ihtiyaç duymadım. Hatta en kötü, sefil ve yalnız halim mutlu olduğum yegane yerdi. ama sen her zaman mutlu olmak için bana veya bir başkasına ihtiyaç duyacaksın.
K - Ben tabiki de kendimle ilgili şeyleri her zaman düşünüyordum. Ama içimde seninle ilgili olan çelişkilerin sebebi, tamamen senin davranışlarındı.
Ben seni ailem gibi görecek bir aşkla, bir bağlılıkla sevmek istedim. Güzeli, değerlisi buydu çünkü. Ama sen buna karşılık vermedin. Üstüne basa basa söyledim, düzeltilmesi gereken şeylerin ne olduğunu biliyorsun.
Bana sevmeyi bilmeyen kadınlar tarafından terkedilmiş ıssız adam tribi yapma. Ben nasıl sevdiğimi ve nasıl sevilmek istediğimi çok net ortaya koydum ve senle ilk eve çıktığım gün de adım gibi emindim ne gibi sorunlarımız olacağından.
Yanlış anlama asla sen suçlusun demiyorum. Benim de hatalarım vardı, kimin olmaz ki. Ama bazı konular vardı ki senin içine işlemiş, ne yaparsam yapayım o konularda değişme ihtiyacı hiç hissetmedin. İçten içe sen de biliyorsun ne gibi konular olduğunu. Çok konuştuk çünkü, çok da kabul ettin bazı şeyleri, kabul etmesen de anladın, hak verdin.
Beni içten pazarlıklı olmakla suçlayamazsın. İlişkinin her köşesinde sana duygularımı, düşüncelerimi açtım. Açamadığım zamanlarda da sen aylarca sustuğun ve beni ittiğin içindi. Kendimce bi yola girmek zorunda kaldım. Kısacası senin gibi yalnız hareket ettim hayatta. Yani ben fiziken evden çıktım diye terketmiş falan değilim. Daha önce de söyledim. Sen beni baştan terkettin zaten.
"Aldattın beni kendi kendinle, mecburi hizmetteyken ben yaşam bölüğünde" ve ben hala seninleyken, bazı güzel günlerimiz hariç, sıklıkla olduğu gibi tek kişiyim.
B - Bunu söyleyin sen olması çok komik. O zaman ben de sana şöyle diyim ''zaman aralığını süpürmeyi unutma ben yokken"
K - Birbirimizin ihtiyaçları var. Sevme ve sevilme ihtiyaçlarımız, iletişim kurma ihtiyaçlarımız, kendimizle iletişim kurulması ihtiyaçlarımız ve tarzlarımız gibi. Soru şu; iki taraf da bu ihtiyaçlara ve tarzlara özverili bir şekilde karşılık vermeye razı mı? Yoksa herkes oturduğu yerden, benim istediğim olsun mu diyecek, sıkışınca da laf dalaşına mı girilecek?
Sen çocuğu bile reddediyosun. Ben bu konuda bile o kadar açıktım ki. Çok zor iş evet, hiç yapasım da yok ama yaşlanınca bir ailem olsun istiyorum kocaman ve sıcacık. Tek başıma ölmek istemiyorum. Sırf bunun için de sağlıklı büyüyebilecekleri bir ortamda, iyi niyetli, sevgi dolu bir babayla birlikte çocuklarım olsun isterim. Sen ona da "ne çocuğu" deyip, kestirip attın. Daha ne diyeyim sana. Ben keyfimden bir şey yapmıyorum.
Bir ilişkide iki tarafın da sorumlulukları, hataları vs'si vardır. Sen suçu seni terkettiğini düşündüğün kadınlara atıyorsun ve kendinde hiçbir sorumluluk hissetmiyorsun.
Herkesin iyi ve kötü olduğu alanlar vardır. İyi niyet bunları ortaklaştırıp, ortak bir hayat kurabilmekte gizlidir. Sen beni beğenirken bile kötü niyetlisin, dönüp de beni içten pazarlıklı, bencil, kendini düşünüyor diye suçlama hiç. Burada illaki kendini en çok düşünen biri arıyorsak, bir dürüst ol kendine lütfen, bir objektif bak.
B - Tamam, peki. Bitti, geçti sorun yok artık. Uzatmaya gerek yok ama madem ben böyle biriydim keşke 2 yıl kalmasaydın benle. Terkettikten sonra da hala hayatımdaki en yakın insan sensin demeseydin.
K - Hadi ya. Senin laf sokacağın kısım geçince "iyi, peki, artık geçti" Bu yüzden göt gibi ortada kalıyorsun. Çünkü götlük yapıyorsun.
B - Her ne boksa işte. Cevap versem veririm de gerek yok, boş bi tartışma. Güzel bir aile kurarsın umarım ileride, bir düzine çocuğun olur, emzirirsin onları.
K - Bir düzine olmaz, o kadar da değil. Ben seni hala öyle görmek istiyorum ama sen istemiyorsun, elinden geleni yapıyorsun yani. Arkadaşım bile olmak istemiyosun. Bir normalleştiremiyoruz ilişkimizi.
B - Evet istemiyorum. Çünkü sen benim arkadaşım değilsin.
K - İyi ama sevgilin de olmadım hiç.
B - Olmadıysan geçmiş olsun o zaman.
K - Madem öyle, hiç teklif etmeseydin. Sevgili gibi davranmıyacaksan niye teklif ettin?
B - Kusura bakma yaptım bi eşeklik, affet.
K - Madem ben 2 yıl kalmışım laf ediyorsun. Hala tek taraflı bir ağızla konuşuyorsun. Ben sana 1. yılın sonunda dedim evleri ayıralım, öyle devam edelim, böyle yıpratıyoruz. Hem biraz nefes alırız, hem ilişkiyi gözden geçiririz. Demedim mi söylesene. Boş boş, yalan yanlış konuşuyorsun. Beni sen zorladın, resmen terketmekle tehdit ettin beni. Şimdi ne oldu, ayrılmadık mı?
B - O gün yapsaydın keşke, bugünki gibi gitseydin, ne diye durdun?
K - Ben senin gibi tek başıma karalar almıyorum, seni de dinliyorum.
B - Beni dinledin de sonuç ne oldu?
K - Senin gönlün yoktu.
B - Bu gidişinde çok gönüllüydüm, değil mi? Boşversene.
K - Hayır ayrılmak zorunda değildik. Sen benimle ilişki kurmamakta ısrarcısın. Bazı isteklerimi görmezden geliyorsun, anlamak istemiyosun.
B - Neymiş isteklerin, çocuk mu?
K - He, evet. Hadi gel yapah bi tane.
B - Gel yapak tabi, baban bakar. Yapıp yapıp anana veririz.
K - İşte abi, isteklerin çok mu diyorsun. Şu tavır zaten problem olan, senin şu tavrın. Bir de neyi, ne zaman şakaya vurup, neyi ciddiye alacağını bilmiyorsun. Çığlık atsam ölüyorum diye, senin aklına yatmazsa kıçını kaldırıp gelmezsin.
Beni, ben hala yaşarken, cıvıl cıvılken sev. Ölümümün, yokluğumun üstünden siyaset yapma. Arkamdan konuşma, çünkü şu an yaptığın bu. Sanki birlikte yaşamamışız, tek ben yaşamışım gibi kendinde hiçbir açık görmeden şu anda bana saldırıyorsun. Sadece fiziki olarak yokum diye ve bunun örneklerini hayatında gördün diye karşındakini suçluyorsun. Sence de çok açık değilmi ?
Neden hep böyle oluyor. Madem hep başına geliyor, kendini sorgulaman gerekmiyor mu ? Şahsen genelde insanlar öyle yapar. Acaba aynı şeyi defalarca tekrarladığını göremiyor musun? Aptallığın açık kanıtı bu, Albert Einstein.
B - Çok klişe ve aptalca bir söz.
K - Evet çok klişe ama fazla evrensel olduğunu düşünüyorum. Sende bir götlük var. Ya seçimlerini değiştir ya da kendini. Aynı seçimlerle aynı şeyleri yaparsan sonuç farklı olmayacak gibi.
B - Evet, en iyisi köylü bir kadın bulmak.
K - Çok net yani.
B - Evet öyle. Değiştirmem lazım.
Sağol yaşam uzmanı, teşekkür ederim bu engin bilgilerin için. Ama sen de değiştir bence tercihlerini.
K - Yaşam uzmanı değilim, ben bi bok değilim. Ama sen de bi bok değilsin. Kendini gökten aşağı indirdiğinde göreceksin bir bok olmadığını. Asla anlamak istemiyeceksin değil mi?
B- İstemiyecem, anlamıyacam. Çünkü anlaşılacak bir şey yok. Gerçek çok net, ben İsa Mesihim.
K - İsa Mesih olabilirsin ama beni mutlu etmek istemedin. Hayır, sen mutsuzsun. Hepimizin mutsuzlukları var ama ben sadece en azından sevgilimle mutlulukları daha çok paylaşmak, mutsuzlukları da paylaşarak azaltmak istedim. Sen tersini yapıyorsun. Mutsuzluğu arttırıyor, mutluluğu da sömürüyorsun. Bazı şeyler o kadar somut ki şu anda söylerim.
Oğlum demokratik bir kafan olsa, her yolu, her çareyi bulursun bir sorunu çözmek için ya da hayatındaki her şey için ama sen takılıyorsun bir noktaya ve kimseyi duymak, dinlemek istemiyorsun. Dolayısıyla seninle ilerlenemiyor.
B - Ben seni mutlu etmek istemedim falan diye bir şey yok. Sen çok mutlu olmak zorundaydın, aşırı mutlu. Her zaman yetinemedin, böyle bir gerçek vardı. Kendini bu sefilliğe layık görmedin. Çünkü sen padişah kızıydın, olay bu yani.
Ben demokratik falan olduğumu da iddaa etmiyorum. Demokrasiyi sevmem. Akıllılar vardır, bir de aptallar. Ya itaat edersin, ya da itaat edilirsin. Gerçek olan budur. Demokrasi, bunun üstüne giydirilen kıyafettir.
K - Hala yaftalıyorsun. Ben padişah kızıyım ya, ne demezsin.
Sen tam bir gerzeksin biliyor musun? Bu sözlerin hiç bir gerçekçilği yok. Sen de biliyorsun, bu sözlerine kendin bile inanmıyorsun. Sırf şu anda beni yaralamak için söylediğin şeyler.
En nefret ettiğim, en çelişkiye düştüğüm, denge kurmaya çalıştığım konu üzerine gidiyorsun. İnsanı mutsuz ediyorsun ve buna dair gerçekten art niyetli bi çaban var. Çünkü hazmedemiyorsun, sen oturduğun yerden bekliyorsun. Bir şeyler ters gittiğinde hiç sorumluluk almıyorsun. Sonra da karşındakini yıkmaya, yok etmeye programlanıyorsun.
B - Yoo gerçekten böyle düşünüyorum. Gerçekten düşündüğüm şeylerdi onlar, sende gördüğüm bu benim.
K - O zaman kusura bakma ama sen bi bok anlamamışsın benle yaşadığından. Ben padişah kızıysam madem, sen de benimle beraber olduysan, o zaman sen de az paşa gönülllü biri değilmişsin, hata para yiyicimişsin. Sürekli para kavgamız olurdu zaten, demek buymuş. Bende para bok nasılsa.
B - Sende para çok değildi ama olmalıydı. Sen bence zengin bir sevgili bul, onunla çok mutlu olursun. Her gün çikolata, sinema, arabası da olsun ki gezebilin. İstanbul dışı falan yapın.
K - Yaaa yatlar, tekneler, evler isteyen sensin. İki gündür maaşım maaşım diye kendini paraladın. Kendi ihtiyaç duyduğun şeyleri bana söyleme. Benim umrumda değil. Ben kurtulmak istiyorum.
B - Param yok gerizekalı. Sanki maaş da on milyar. Evet, ben de olmasını isterdim ama yok ve gene de mutluyum. En azından olması gerektiği kadar mutluyum ama sen mutlu musun, bunu sor bir kendine.
K - Benim de yok ama bak ettiğin laflara. Paşa kızıymışım, demekki herkes göründüğü gibi değil.
B - Lan senin bi giderin mi var? Baban 100 lira verse hepsi abura, cubura, tüketime gidecek. Duyan da ev geçindiriyor sanır seni. Önce çalış da masraflarını karşıla. Sonra gel bana benim de param yok de. Ne kadınsın ya güldürdün beni gece gece. Diyo ki benim de param yok. İstanbul'da müstakil evde yaşıyor, param yok diyor.
K - Senin gelirin mi var angut? Hala kendini kandırıyor, ev geçindirdiğini falan sanıyor adama bak.
B - Maaşım var. Kendi masraflarımı kendim karşılıyorum en azından. Ben mutsuz değilim. Sen aşırı mutlu olmak istiyorsun, olay bu. Ben gayet eğlenceli biriyim aslında ama kullanmasını bilene.
K - Sen puştsun o zaman. Bu lafa bakılacak olursa puştun önce gideni gibi bir şey olman gerek.
B - Evet, bu bir gerçek ama sonuçta kadınlar da sırada beklemiyor. Zaman meselesi her şey, hayatın döngüsü, kadın erkek ilişkisinin bir sonucu, modern yaşamın evlilik biçimi, dost hayatı yani. Anlatabiliyor muyum?
K - Sonuçta geçen yıl da evleri ayırabilirdik, iyi niyetli olsaydın, daha doğrusu işine gelseydi. İlişkimize biraz emek vermek için yapsaydın, şimdi belki de aynı evde olurduk, belki bu yıl eve çıktığın kadın ben olurdum. Çok daha sağlam olurdu ama işine gelmiyor senin işte. Ben de ondan sana dedim "sen anca eğlenilecek adamsın" diye, "senden baba falan olmaz" diye. Ayrıca ben seninle eğlenmesini çok iyi bildim. Ancak istediğim sadece eğlence değildi. Sen evliliği eğlence diye algılıyorsun.
B - Ben eğlenilecek bir adamım, benden baba olmaz tamam. Baba olan birini bul o zaman. Neyi tartışıyorsun benimle anlamadım. Bence sen evlen. Baban seni eversin. Çok acil ihtiyacın var senin buna.
K - Çünkü sen hala benim en yakınımda, 2 yıl sonunda hala benim arkamdan kötü, abuk subuk konuşacak ve hala beni anlamayarak daha doğrusu öyle gibi davranarak yaralamaya çalışacak birisin.
Şunu da çok iyi biliyorsun ki ne kadar çok anlamamazlıktan gelirsen o kadar çok kendimi anlatmaya çalışacam ve ne kadar çok yaralanırsam o kadar çok uzun vadede senle konuşmayı sürdürecem. Çünkü hep kanayan bir yara olacak, çünkü hep anlaşılamamış olmanın acısını çekecem. Bunu bildiğin için de hala vurdum duymazlık yapıyorsun, kan akıtmaya çalışıyorsun.
B - Senin yeni bir sevgili bulacağın gün, benimle olan ilişkin bitecek ki bence zaten bugün her şey bitti, uzatmaları oynuyoruz. Boşuna kendini yorma. Yok anlatacam da, edecem de, senle ilişkimizi koruyacam da, arkadaş kalacaz da falan. Hikaye bunlar. Sen yoksun artık, ben de yokum, bitti gitti.
K - Hala daha yüzsüzce suçu bana atabiliyorsun. Buradaki en ala burjuva sensin ve o kadar tembelsin ki burjuvazinin rahatlığından uzak yaşıyorsun ama ilk fırsatta hemen kolaya konuyorsun.
Yok, senin öyle bir niyetin yok. Bizim ilişkimiz başladığı gün bitmişti ona bakarsan. Sen istemiyordun çünkü. Çünkü aynı öküzlüğü sürdümekte ısrarcı olacaktın.
B - Evet, ben seni hiç sevmedim, evet öküzüm ben. möööö mööö bak mööölüyorum.
K - Off ayak yapma. Sevmekle ilgisi yok. Sen insanın duygularını sömürüyorsun.
B - Sen de duygu sömürüsü yapıyorsun başka da bir bok yapmıyorsun. Senin bana karşı bir duygun yok, kandırma hem beni hem kendini.
K - Hayır, sen gayet insanın duygularını sömürüyorsun. Benim sana karşı duygudan fazlası var ama bu senin umrunda değil. Bu konuda hiç mi hatan yok ya, sen o kadar mı kusursuzsun, sürekli laf söylüyorsun, bi yerde kendini eleştir. Ben sevgililerimle arkadaş kalırım edebiyatını da gördük ki yalanmış.
B - O duygu dediğin kanayan bir yara, kendini pişman görme yarası. Yeni hayata başlarken, geride kalanları unutmadan önce, günah çıkarma psikolojisi. Sen bu evden giderken, o son konuşmalarla zaten o kanayan yarayı söküp attın, bak beni şair gibi konuşturuyorsun.
Evet yalandı. Patlak bir teori oldu o, tutmadı. Şu anda benle görüşmek isteyen bir tane eski sevgilim yok. Herkes kendi hayatında, sende öyle olacaksın.
K - O zaman sen, zaten ilişkimiz daha başlamadan yalan söylüyormuşsun. Çünkü E'yi falan arkadaşım diye yutturdun bana. Benle bir ilişkiye başlayınca kızı siktir ettin. O yüzden benim de aynı şeyi yapcağımı, aynı kafada olduğumu düşünüyorsun . Herkes senin bildiğin gibi değil, herkes sen gibi de değil. Biraz farklılıkları anlamaya, insanları anlamaya, dinlemeye, güvenmeye çalış. Nasıl korkunç yaralayıcı, bencil konuştuğunu asla bilemezsin. Bir de utanmadan karşı tarafı suçluyorsun.
B - Ben seni ne zaman siktir edecem biliyor musun, yeni sevgilin olduğu zaman, biriyle öpüştüğünü öğrendiğim zaman, biriyle el ele tutuştuğunu düşündüğüm zaman, o zaman işte seni siktir edecem, aramıcam, sormıcam. Bilgin olsun, açık net söylüyorum. Yani senin öyle yapacağını düşünmüyorum, zaten ben yapacam onu. Ayrıca ben ne dersem diyeyim, her şey olacağına varır. Ama ben kendimi biliyorum, benim dediklerim olacak neticede, çok net yani.
K - Tamam canım o zaman, kasma fazla sen. Sen çünkü her şeyi sana bağlı sanıyorsun. Her şeyi zaten kendine göre yapıyorsun, başka bi şey için izin vermiyorsun. Bu durumda zaten her şey senin dediğin gibi oluyor. Dediğim dedik diyorsun, diktatörlük yapıyorsun ve insanların hislerini, duygularını hiçe sayıyorsun.
Hala sadece sen varsın! Bu kadar yalancılıkla yaşamak istemiyorum. Sevdiğim gibi kalmanı istiyorum, en azından güzel anlarımızdaki gibi. Bazı şeyleri aynı anda yakalamayı başardığımız uyumlu, az da olsa birbirimizi mutlu ettiğimiz günlerimizdeki gibi, sana inandığım, hayalini kurduğum, yanındayken kendimi güvende hissetiğim gibi kalmasını istiyorum. Sen zaten hiç bir şeyin hayalini kurmuyosun, hala abuk subuk amaçsızca, can sıkmak için çabalıyorsun. Anlamıyorum da ne yapmaya çalıştığını.
Hatta dışarıda, ülkede, sokakta ne kadar kötü bir gün olmuşsa olsun, yanına geldiğimde her şeyin düzelmese de daha katlanılır bir hal alacağına inanmak istediğim, hakkını yemiyim, zaman zaman da her şeyi düzelttiğin sihirli anlardaki gibi kalsın.
Ben öpüştüm birileriyle, yatacak gibi oldum hatta. Artık ister görüş benimle, ister görüşme, ne yaparsan yap.
B - Teşekkür ederim, beni öldürdün, beni aldattın. Senden nefret ediyorum, sen çok pislik bir insansın.
Beni hiçbir şey kırmazdı ama bu kırdı hem de bu zamanda. Gerçekten çok teşekkür ederim, iyi olan her şeyin içine sıçtığın için.
Tam da düşündüğüm gibiymiş her şey. Sen tam bir pislikmişsin, orospuymuşsun. Artık siktir olup gidebilirsin hayatımdan, yaşattığın her şey için teşekkürler ve tebrikler.
PERDE KAPANIR.
submitted by bariscsknr to u/bariscsknr [link] [comments]


2019.11.06 13:22 emre1029 Bir aşık çocun Hikayesi

*+:Cocuk - :Kız +Merhaba -Merhaba +Çıktığın kişi var mı? -Hayır +Sana bir şey diyebilir miyim? -Evet, seni dinliyorum +Senden hoşlanıyorum -Nerden bileyim beni sevdiğini? +Aşığım sana -Ben aşık değilim (Cocuk ağlar) +Tamam benden sana mutluluklar (Cocuk arkasını dönüp giderken, kız Cocun boynuna sarılır.. ) (.. Ve Cocuk mutluluğa kavuşmuştur, iyi aşklar)
submitted by emre1029 to kopyamakarna [link] [comments]


2019.10.10 15:29 karamelted Çok kârlı çıktığın 1. Balkan savaşından sonra yandaşların 2. Balkan savaşını sana karşı başlatır

Çok kârlı çıktığın 1. Balkan savaşından sonra yandaşların 2. Balkan savaşını sana karşı başlatır submitted by karamelted to burdurland [link] [comments]


2019.08.31 20:54 sempiternalpp Annesevici

Ah lanet olsun
Ne oldu kanka?
Anneler günü olduğunu unuttum
Ona bir hediye almadım
Başka planlar araya girdi, hayal kırıklığına uğrayacak
Lanet olsun ben de unuttum
Bu kaçınılabilirdi
Ne cehennem yapacağız?
Babam gittiğinden beri annem çok kimsesiz oldu (soğuk)
Onu sıkı tutacak kimse yok, hayat onu sınava tabi tuttu
Ne dediğini anlıyorum, benim annem çok üzgün ve gri (vallahi)
Babam göçtüğünden beri o tatmin olmuyor
Dur lan!
Benim düşündüğümü mü düşünüyon?
Düşünüyom ben de düşünüyom
Ağır ol!
Ne zamanı kanka?
Değiş tokuş zamanı
Biz annelerimizi seviyoruz, kadınsı ihtiyaçları olan kadınlar
Derim ki onları kıralım
Ne kadar değerli olduklarını gösterelim
Çünkü ben bir anneseviciyim sen bir annesevicisin
Birbirimizin annelerini sikmeliyiz, annelerini sikmeli
O leydiyi iteceğim, senin bebek olarak çıktığın yerden
Bu bokun delilik olduğuna şüphe yok
(Birbirilerimizin analarını sikmek)
Çünkü tüm anneler gününün bir anneler gecesine ihtiyacı vardır
Eğer yaptığımız yanlışsa doğru olmak istemiyorum
Senden istiyorum çünkü kendim yapamıyorum
Bana göre bir kardeşsin, o yüzden annesevicim ol
Ben uzanıp bekleyeceğim annenin bu gül ve kayganlaştırıcıya sımsıkı sarılmasını
Dijital kameramı aldım, annene milyon tane poz verdireceğim
Onlar çok şaşıracaklar
Biz çok havalı ve düşünceliyiz
Ananı dürtmeyi dört gözle bekliyorum
Ben şurup olurum, o benim waffle'ım olsun, yeterince eminim!
Benim annem papatyalı köpük banyosunu sever, dümdüz!
Anneme ver k-k-k-k köpekstili
Bu harika bir plan, harika bir anneler günü için
Bu güne yeni isim vermeliler, "tamamen yorganın altında günü"
Çünkü ben bir anneseviciyim sen bir annesevicisin
Birbirimizin annelerini sikmeliyiz, annelerini sikmeli
O leydiyi iteceğim, senin bebek olarak çıktığın yerden
Bu bokun delilik olduğuna şüphe yok
(Birbirilerimizin analarını sikmek)
Kıralım şunu
Yeni üvey baban olmak benim için bir gururdur
Yeni üvey baban olmak benim için bir gururdur
Ve annemin içindeyken bana başka bir kardeş yap (Evet!)
Çünkü ben annenin içindeyken asla plastik kullanmam (Oh!)
'Çünkü ben bir anneseviciyim sen bir annesevicisin
Birbirimizin annelerini sikmeliyiz, annelerini sikmeli
O leydiyi iteceğim, senin bebek olarak çıktığın yerden
Bu bokun delilik olduğuna şüphe yok
(Birbirilerimizin analarını sikmek)
Onlar bizi hayat hediyesi ile kutsadılar
O seni bu dünyaya getirdi o yüzden onu güzel seksleyeceğim
Bu aklımıza gelen en iyi ikinci fikir
Seçim başka olamaz
Annesevicim ol
Anneler gününüz kutlu olsun!
submitted by sempiternalpp to kopyamakarna [link] [comments]


2019.05.11 15:34 Axadya Limonata ve rafadan yumurta...

Yaşamında hiç limonata içmemiş biri, limonatayı çok pahalı bir serinletici sanabilir. Oysa çok ucuz bir serinleticidir. Bir bardak suya bir çorba kaşığı toz şekeri döküp, iyice karıştırdıktan sonra, üstüne doğru dürüst sıkılıp çay süzgecinden geçirilmiş, yarım limon suyu eklersin... Ve hepsini karıştırırsın. Bardak, görkemli ve uzunca bir bardaksa, yarım yerine bir limon sıkar, bir çorba kaşığı toz şekerini de, iki çorba kaşığı yaparsın... Bir limonata, dişleri donduracak kadar mı soğuk olmalıdır? Hayır, bardağın çevresine hafif bir buğu yalazlanması yapacak kadar soğuk olmalıdır. Ayrıca bardağın içine kalıp buz atılmalı mıdır? Hayır, gerekiyorsa bir tatlı kaşığı dövülmüş buz atılmalıdır. Yarım tekerlek bir limon dilimi, bardağın kıyısına mı takılmalıdır, yoksa içine mi konmalıdır? Bardağın kıyısına konduğu zaman, daha dekoratif olur; dileyen, limonun kokusunu daha keskin duymak isterse, bardağın kıyısına takılmış yarım dilimi bardağın içine atabilir. İyi bir limonata yapmaya bu kadarı yeter mi? Yetmez. Çentilmiş limon kabuğuyla bir sap taze naneyi de, önce limonatanın içinde kısa bir süre tutup, sonra hepsini süzmek gerekir. Böyle bir limonata ultra süper bir zenginlik sorunu mudur? Hayır, sadece bir yaşam sevgisiyle, bir yaşam zevki sorunudur. Bu, çok önemli midir? Bir kez gelinip, bir kez geçilen dünyayı, en sade koşullar içinde dahi, ıskalamamanın göstergesi olduğu için, çok önemlidir. Sabahları bir saat yürüdükten sonra, duş almak da öyledir.
Bir yumurtayı azıcık tuz, biber ve nohut büyüklüğünde tereyağı ile bir fincanda çırptıktan sonra, yumurta biçiminde ve yumurta büyüklüğünde, kapağı vidalı çelik bir kaba döküp, suda iki dakika kaynatmak da önemlidir. Yiyebileceğiniz en enfes rafadan yumurta, ancak böyle pişirilebilir. Yumurta biçiminde ve yumurta büyüklüğünde, kapağı vidalı çelik bir kabı nerede bulacağız? Hiçbir yerde bulamazsınız. Neden? Çünkü o kabın üretilmesi, genel istem mekanizmasıyla ilgilidir. Kimse yaşam zevkini, enfes bir rafadan yumurtaya kadar bile inceltmemişse, öyle bir kap bulunmaz. Bu da ultra süper bir zenginlik sorunu değil, bir yaşam sevgisi sorunudur.
Doğru dürüst bir limonata ve tadı unutulmayacak bir rafadan yumurta... Bir de sabahları bir saat yürüyüşle, bir duş... Bunları sen yapabiliyor musun? Hayır. Neden? Çünkü bunları bir tek kişi yapamaz. Özenler ve incelikler, ortak bir yaşam kültüründen, kişilerin yaşamına kadar uzanmıyorsa; limonata yapmaya kalktığın zaman, önce evde limon bulamazsın. Limonu almak için dışarı çıktığın zaman da, zaten limonata içme isteğin küllenmiş olur. Dişini sıktın, limonu alıp geldin. Kör bıçak, limonu doğru dürüst kesmez. Buzdolabına su konulması unutulmuştur. Yahut dolap tam o sırada söndürülmüştür. Yahut limon sıkacağını komşu almıştır. Zaten nane de yoktur. Çay süzgeci yıkanmamıştır. Görkemli uzun bardak bir gün önce kırılmıştı. Ama limonata yerine, soğuk maden suyu vardır... Ve yeni icatlar çıkarmak da, insanı üzmekten başka hiçbir işe yaramaz... Bardağı hafif buğulu, kıyısına yarım limon dilimi takılmış, içinde bir tatlı kaşığı çıngıltılı buz kırığı, azıcık limon kabuğuyla, taze nane kokan, limonatayı içemezsin. Yerine maden suyu içersin.
Dışarıda çırpıldıktan sonra, özel çelik kapta, tıpkı hiç kırılmamış yumurta gibi pişirilen rafadan yumurtayı ise asla yiyemezsin. Sabah yürüyüşleri de ortakça benimsenen bir alışkanlık değildir. Bazen yürürsün, bazen yürümezsin. Hele, masası normal bir pingpong masasının dörtte bir büyüklüğünde olmasına karşın; raketleri özel yapıldığı için, topu ancak o küçük masa kadar fırlatan Japon pingpongunu kesin oynayamazsın. Çünkü ya biri raketi kırmış; ya masayı, bir başkası, ütü masası yapmıştır.
Yaşam sevgisi bir kültürdür. Tıpkı çiçek sevgisi, tıpkı müzik sevgisi, tıpkı yüzme sevgisi gibi... Bu sevgi ya vardır, ya yoktur. Böyle bir sevgi pekişmemişse; orada insanlar, ne yaratıcı bir yaşama, ne sağlıklı bir aşka, ne keyifli bir yücelmeye fazla kulaç atamazlar... Kafası yarım kesik bir horoz gibi, çırpınır, bunalır, önüne geleni suçlar; ne istediğini, ne aradığını, daha doğrusu ne halt edeceğini bir türlü tam kestiremez ve kendilerini de, canım yaşamı da ziyan zebil ede ede, sönüp giderler. Yaşam sevgisi; enerjinin, yaşam zevkini kuşaklar boyu ortaklaşa yoğurmasından oluşur. Enerji yoksa orada sadece kurnazlık vardır. Kurnazlık da, yaşam sevgisiyle yaşam zevkinin en amansız celladıdır.
submitted by Axadya to kopyamakarna [link] [comments]


2018.06.19 23:18 AstrodehAblog 20 Haziran 2018 Gökyüzünün Bugün Mesajı

Sütten çıkınca bütün kaşıklar aktır. Önemli olan, içinden çıktığın sütü ak bırakmaktır.
Hz. Mevlana
http://www.astrodeha.com/20-haziran-2018-gokyuzunun-bugun-mesaji
submitted by AstrodehAblog to u/AstrodehAblog [link] [comments]


Nissan Heyecan 'İnandığın forma üstündeyse çıktığın her saha evindir...' - Galatasaray Seni çıktığın yere gönderiyorum Mustafa UĞUR-Karşıma Çıktığın Anda (MUHAYYER KÜRDÎ)R.G. Mustafa Kemal hayatta olsa, Korkundan çıktığın deliği bulamazdın lağım faresi! Yeni Beste Seni Düşlemek Beşiktaş Seni çıktığın yere gönderiyorum Beste No : 36 Sen Sahaya Çıktğın Anda... Ezginin Günlüğü - Ayrılık Kapısı (Lyric Video) Khontkar - Çıktığım İlk Gün (Prod. By Berkay Duman) - YouTube

What is kapanmak - Sesli Sözlük

  1. Nissan Heyecan
  2. 'İnandığın forma üstündeyse çıktığın her saha evindir...' - Galatasaray
  3. Seni çıktığın yere gönderiyorum
  4. Mustafa UĞUR-Karşıma Çıktığın Anda (MUHAYYER KÜRDÎ)R.G.
  5. Mustafa Kemal hayatta olsa, Korkundan çıktığın deliği bulamazdın lağım faresi!
  6. Yeni Beste Seni Düşlemek Beşiktaş
  7. Seni çıktığın yere gönderiyorum
  8. Beste No : 36 Sen Sahaya Çıktğın Anda...
  9. Ezginin Günlüğü - Ayrılık Kapısı (Lyric Video)
  10. Khontkar - Çıktığım İlk Gün (Prod. By Berkay Duman) - YouTube

Ayrılık çıktığın evde değil Ayrılık çaldığın kapıda Söz : Hasan Özgen - Nadir Göktürk Müzik : Nadir Göktürk Düzenleme : Ezginin Günlüğü ... Sen sahaya çıktığın anda Tribünde kıyamet kopuyor Ardından büyük bir izdiham Karanlık gecelerde Satırlarlar zincirlerle Arıyoruz Beşiktaş nerede ? Kanalıma destek olmak için ... Galatasaray’ı yakından takip etmek için hesabımıza abone ol: http://bit.ly/GalatasaraySK Diğer videolarımıza da kolayca ulaşmak için 👇 Emre Mor ... SOLİST: *MUSTAFA UĞUR* VİDEOYU YAPAN *RECEP GAYRETLİ* GÜFTE: HÜSEYİN AKYÜZ BESTE: AZİZ GÖKMEN USUL: DÜYEK MAKAM: MUHAYYER KÜRDÎ **** Karşıma Çıktığın Anda Sevdim Seni İzmir'li ... Korkundan çıktığın deliği bulamazdın lağım faresi! Bunları biliyor muydunuz? 'Bir kaç mehmet öldü diye meclisi toplayamayız' diyen Akp'kk lı Kürt Hüseyin Çelik'in amcasının ... beğenip abone olmayı unutmayın .d. This feature is not available right now. Please try again later. The Bravados (Classic Western, Full Movie, GREGORY PECK, English) *free full western films* - Duration: 1:37:47. Grjngo - Western Movies Recommended for you Official audio by Khontkar performed Çıktığım İlk Gün (C) 2018 RedKeys Music. Khontkar 'Çıktığım İlk Gün' Tüm Dijital Platformlarda; Spotify https://open.spo... Nissan Intelligent Mobility'nin sunduğu yeni teknolojilerle, bambaşka bir sürüş deneyimi ve heyecan, çıktığın her yolda seninle! #BeniHeyecanlandıran. Seni Düşlemek Özgürlüğe Koşmak Gibi Sahada Görmek Siyah Beyaz Renklerini Sana Ulaşmak Sahaya Çıktığın O An Seni Yaşamak İbadet Gibi... Ah BEŞİKTAŞ Ahh Harcadın Şu Ömrümüzü ...